“Roma’yı gör de öl derler, Gökova’yı gör de yaşa..”
Halikarnas Balıkçısı
Gökova’nın büyüsü daha güzel anlatılamazdı herhalde.. Ağzına sağlık sevgili usta Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı)
Doğanın insana bir armağanıdır Gökova. Ormanla deniz, yeşille mavi özlemle kavuşur burada. Günün her saatinde başka bir renk cümbüşü, başka bir güzellik yaşanır. Maviden turkuaza dönüşen deniz, yeşilin bütün tonları ile bütünleşir. Ortaya eşsiz bir cennet çıkar “Gökova”..
Asıl olarak Muğla ilçesinin küçük bir beldesi olan “Gökova”, hemen yanıbaşındaki cennet körfeze adını vermiştir. Gökova Körfezi, dünyanın en güzel körfezlerinden biri olarak gösterilir tartışılmaksızın..
Biz de bugün Gökova Körfezi’ne açıldık teknemizle.. Sıra bu güzel günü anlatmaya geldi..
Yıllardır yaparız Gökova Tekne Turunu ama bu sefer iş amaçlı değil gezi amaçlı oldu.. Bunun için bugün bize biraz daha farklı geldi belki Gökova..
Gezenti yazarlarımızdan sevgili arkadaşlarım Caner Tiryaki ve Emre Poyraz (ve ben) ile Marmaris’ten çıktık yola, 30 dakikalık yolculuk sonrası geldik Akyaka’ya. Buranın Azmak çayı meşhurdur. Halk arasında “Kadın Azmağı” olarak bilinir. Pırpır teknelerle Azmak’ta gezinti yapmadan dönülmez Akyaka’dan. Programımızda da azmak’ta pırpır teknelerle sabah gezintisi olması sebebiyle, küçük teknelerimizle başladık Azmak’ta gezintiye..
Azmak çayının o kadar güzel bir su altı görüntüsü vardır ki gezinti esnasında sanki bir ormana tepeden bakıyorsunuz gibi olursunuz. Su o kadar berrak ki metrelerce uzaktan geçen balıkları bile tek tek görebiliyorsunuz. Tıpkı bir akvaryumun içindeymişsiniz gibi..
Buranın en büyük özelliği doğal koruma alanı olmasıdır. Bu yüzden doğa tertemiz şekilde bakir kalmış, buradaki balıklar, kuşlar ve tüm canlılar mutlu bir şekilde yaşarlar.. Azmağın en sevimli ev sahipleri ise sürü halinde gezen kazlar. Teknelerin sesini duyar duymaz yanaşırlar ve ekmek isterler insanlardan. Tok olanlar ise açın halinden anlamazlar, kenardan izlerler arkadaşlarını pişkin pişkin..
Azmak Çayı, Akyaka Limanınından dökülür denize. Akyaka’dan birçok tekne ile Gökova Körfezi Turu yapabilirsiniz fakat bizim size tavsiyemiz “Gökovalı” tekneleridir. “Gökovalı Gümüş”, “Gökovalı Hanedan” ve “Gökovalı 6″ isimli 3 tekne ile hizmet verirler. Personeli, temizliği, titizliğiyle Gökovalı tekneleri güzel bir Gökova Turu için tavsiyemizdir.
Gökovalı Tekneleri: Mustafa Kemal GÜMÜŞ 0532 748 18 41 – Dağlar GOKOVALI 0535 688 29 20
Akyaka’ya bir virgül koyarak başlayalım Gökova Körfezi’ne açılmaya. İlerleyen günlerde Akyaka ile ilgili daha detaylı bir tanıtım yazısı yazmayı düşünüyorum. Hemde Akyaka’dan…

“Gökovalı Gümüş” teknemizle açılmaya başladık Gökova Körfezine. İlk olarak “Gelibolu Adası”na vardık. Sualtı mağaraları koyuna demir attık. Koya ismini veren 2 adet sualtı mağarası, denizin 4 metre derinliğinde. Ayrıca kendi iç derinliğinin de 22 metreye kadar gittiği ve devamının balçık ile kaplı olduğu söyleniyor. Bazı rivayetlere göre ise adanın diğer tarafına kadar gidiyor bu mağaraların uzunluğu. Mağaraları çok net bir şekilde görebiliyorsunuz. Hatta ufak bir dalış yaparak mağaraları daha yakından görme fırsatı bulabiliyorsunuz. Mağaralarda herhangi bir tehlike bulunmuyor.
.
Adanın isminin Gelibolu Adası olması hemen akla Çanakkale’yi getiriyor tabi. Ama 45 dakika da Çanakkale’ye ulaşmamıza imkan yok. Adaya ismini veren ise adanın karşı kıyısından denize dökülen “Gelibolu Çayı”..
Gelibolu Adasından çıkıp meşhur “Sedir Adası”na gidiyoruz. Nereden başlasak ki burayı anlatmaya bilemiyorum. Bu bölgenin en ünlü, en çok ziyaret edilen turistik objesi Sedir Adası. En önemli kısmı kuşkusuz özel kumu ile ünlü Cleopatra Plajı. Dünyada sadece 3 yerde bulunan bir kuma sahip. Kum dediğime bakmayın, sanki bir altın.. Çok değerli.. O kadar değerli ki plajın başındaki 2 bekçi kumu koruyor. Kimse kumu dışarı çıkarmasın, kumun üzerine yatılmasın diye. Kumu dışarı çıkarmaya çalışıp yakalananın vay haline.. 6 aydan başlıyor ve suçunuz “Tarihi Eser Kaçakçılığı”..
Birçok biyolojik özelliği var kumun. Kendi kendine üreyebilmesi, yanıcı özelliğe sahip olması ve balık fosillerinden oluşumu kum ile ilgili detay bilgiler.
Bir de hikayesi var bu kumun. Büyük Mısır kumandanı Marcus Antonius ile bu adaya gelen Cleopatra adayı beğenmez. Adayı beğenmemesinin nedeni ise adada kendisine uygun bir plaj olmamasıdır. Bunun üzerine Antonius Mısır’dan 60 adet gemiyle bu kumu getirtip serer Cleopatra’sının ayaklarına.. Tabiki bu sadece bir hikaye..
Hangi babayiğit 60 gemiyle Mısır’dan kum getirir? Hangi kum doğal ortamının dışında yüzlerce yıl yok olmadan kalabilir. Ama insanlar hikayeleri severler, biz de anlatırız..
Kum desen harika.. Deniz desen Muhteşem.. Turkuaz bir suyun içinde yüzmek gerçekten çok keyif verici.
Cleopatra plajının arka tarafında şezlong ve şemsiyeler bulunuyor. Plajda güneşlenmek yasak olduğu için burada bu ihtiyacınızı giderebiliyorsunuz. Şezlong ve şemsiyeler ücretsiz. Çünkü zaten Sedir Adası’na girişte 10 TL giriş ücreti ödüyorsunuz. Tabiki “Müzekart” sahibi olanlar ücretsiz girebiliyor adaya. Buradan duyarlı bir genç turizmci olarak size sesleniyorum; Dünyanın en büyük açıkhava müzesi olan güzelim ülkemizde herkesin bir Müzekart’ı olmalı. Size tavsiyem en kısa zamanda alın bir tane kendinize..
Ne demiştik nerden başlanır ki bu ada anlatılmaya.. Denizini, kumunu düneşini geçtik.. Bir de tarihi var tabiki buranın..
Adanın üst kısımlarında “Syderia” kentinden kalıntılar bulabilirsiniz. Antik Tiyatro, Agora, Kliseler, Su Sarnıçları, Şehir Surları ve Apollon Tapınağı. Özellikle limana karşı kurulu olan Antik Tiyatro’dan sahili izlemek çok keyifli.
Size bunları anlatırken bir yandan da denizin, kumun, güneşin keyfini çıkarıyoruz aralarda günümüzden fotoğraflarımızı sizlerle paylaşıyoruz. Tabiki plajdaki fotoğraflarımızı basının eline geçmemesi için burada yayınlamayı tercih etmiyoruz. Şaka şaka yayınlarız ne olacak
2 saatlik Sedir Adası keyfinin sona ermesinin ardından buradan ayrılıyoruz. Sedir Adasının sorumlusu sevgili Osman abimize de buradan selamlar iletiyorum. Osman abiye bu sene güneş yaramış, yine kapkara olmuş maşallah..
Teknemizi Sedir Adası’nın karşısındaki “Fener Adası”na demirliyoruz. Burada teknemizde nefis bir öğle yemeği alıyoruz. Menümüz ; Tavuk Izgara, Köfte Izgara, Makarna, Salata ve Mevsim Meyveleri..
Yemek sonrası “İncekum Plajı”na gidiyoruz. Buraya karadan ulaşmak sınırlı şekilde mümkün. Belli biryere kadar araçlarınızla gelebilir, bu noktadan sonra “Çek Çek” adı verilen traktöre benzeyen araçlarla buraya karadan da ulaşabiliyorsunuz. Kumunu sorarsanız adı üstünde “İncekum”..
Tabi genelde İncekum’da az önce yediğimiz yemekler mideye oturuyor. Hal böyle olunca burada denize girme süresini kısa tutuyor ve genelde teknede tavla oynamayı tercih ediyorum ben. Artık rakip kim çıkarsa karşıma belli olmaz.. Genelde sevgili Gürol abimle oynarız tavlayı ve bu sefer de öyle yapıyoruz. Gürol abimin bana karşı tavladaki makus tarihi değişmiyor, skor 5-2′yi gösteriyor..



Tabi sevgili adaşım Caner Tiryaki ile tavla rekabetimiz de meşhurdur bilenler bilir. Onunla da oturuyoruz tavlaya ilk partiyi 5-4 alıyorum, rövanşı 5-4 aynen geri iade ediyorum. Yine yenişemiyoruz, yine yenişemiyoruz..
İncekum Plajını tavla ile geçiştirirken son yüzme mola yerimiz olan “Lacivert Koya” geliyoruz.. Burası benim favori yerim. Bayılıyorum Ege’nin en lacivert koyuna.. Metrelerce derinlikte dibini görebildiğiniz tertemiz koyda yüzmek çok büyük bir keyif.
Burada bir de ufak şovumuz oluyor. Teknemizin en yakışıklı, en karizmatik personeli sevgili dostum Selçuk bize 19 metre yüksekliğindeki kayadan çılgın bir atlayış gösterisi yapıyor. Ben ise teknenin mikrofonunu alıp Selçuğun bu güzel şovunu süslüyorum. Alkışlar Selçuğa..
Selçuk’la en büyük keyfimiz denizde çay.. Bunu da yapıyoruz bugün.. Çayımız geliyor, denizin içinde serinlerken keyifli keyifli yudumluyoruz..
Bu sırada sitemizin İddaa Bölümü yazarı sevgili dostum ve adaşım Caner Tiryaki’ye yeni sezona hazırlanırken rastlıyoruz. Herşey bizlere para kazandırmak için. Çalışmalar tatilde bile tam gaz devam ediyor.. Yeni sezonda adaşımın İddaa Bölümü çok İddalı!
Tüm keyifleri yaptıktan sonra Lacivert Koydan’da ayrılıyor, Akyaka’ya doğru yol alıyoruz. Akyaka’da turumuzun tekne kısmı sona eriyor.
Akyaka’nın bu saatlerini çok seviyorum ben, otobüslerimize ulaşana kadar Akyaka’da panaromik bir yürüyüş yapıyoruz. Otobüslerimize binip karadan son durağımız “Aşıklar Yolu”na geliyoruz.
Çok romantik bir yol Aşıklar Yolu.. Birçok eski ve yeni sinema filmine, dizilere ve reklam filmlerine ev sahipliği yapmış burası, hala da yapıyor. O eski yeşilçam filmlerinin birbirlerine koşup kavuşma sahnelerinin çekildiği yer burası. 3 kilometre boyunca sağında ve solunda bulunan Okaliptus ağaçları boyunca uzanıyor bu yol.. Aynı zamanda burası eski Marmaris yolu olarak biliniyor. Şimdilerde ise yeni yola paralel şirin ve sakin bir yol olarak uzanıyor Aşıklar Yolu..
Burada günün finalini yapıp sevgili adaşımla bir hatıra fotoğrafı çekiliyoruz. Burada tüm gezenti ailemizle bir fotoğrafımız olsa ne kadar güzel olurdu değil mi?
Marmaris’e gelip bu güzel günü burada noktalıyoruz. Biraz yorgunluk var ama tatlı bir yorgunluk..
Yıllardır bu bölgede çalıştığım için bu turu defalarca yapma fırsatı buldum. Birçok arkadaşımın da Gökovayı birebir canlı canlı yaşamasını sağladım. Fakat burayı yaşayamayan diğer dostlarım içinde bir yazı yazarak burayı anlatmak istiyordum. O da bu güne kısmet oldu..
Umarım bu yazıyı okurken Gökova’nın güzelliğini size yaşatabilmişimdir. Umarım birgün bu güzellikleri hep birlikte de yaşayabiliriz.
Son olarak yıllardır bir aile gibi olduğumuz “Gökovalı” Tekneleri personelinin tamamına, tekne sahipleri sevgili Mustafa Kemal ve Dağlar abilerime sevgilerimi iletiyorum. Geçmişteki birçok geçirdiğimiz güzel günler ve turlar ile birlikte bugün de bizi misafir ettikleri için kendilerine çok teşekkür ediyorum.
Başladığımız gibi bitirelim.
“Romayı Gör de Öl Derler, Gökovayı Gör de Yaşa”
Herkesi dünyadaki cenneti yaşamaya davet ediyorum..
.
canercelik@gezenti.org
.
Fotoğraflar : Caner Çelik, Caner Tiryaki, Emre Poyraz



















Ellerine sağlık kardeşim çok güzel anlatmışsın. umarım tm gezenticilerle çıkarız bu güzelim gökovaturuna:))
karadeniz de kaybol diye ekleyesim var bu arada gökovada listemde : )