Her yıl artık geleneksel hale gelen Gölcük gezilerimize bu yıl bir yenisini daha ekledik… Abant Palace otel personeli ile Gölcük’te mangal keyfi yaptık… Bugünün en büyük eksiği şüphesiz geçen seneki gezimize renk katan ve şu anda Şırnak’ta vatani görevini yapan Şahin kardeşimizdi. Onu bugün çok defa andık…
Gölcük mangal aktivitemiz her yıl olduğu gibi Alışveriş ile başladı. İlk önce Bolu’da toplanıp mangal malzemelerimizi ve tüketeceğimiz gıdalarımızı aldık… Gölcük sucuksuz olmaz! Sucuklarımızın seçimini gönüllerimizin aşçısı İbrahim Tek abimize bıraktık… O sucuklarımızı özenle seçerek ustalığını bir kere daha gösterdi (reklam olmasın diye sucuk markası veremiyoruz)…
Bu arada sucuk tabiki boş gitmez. Gezimizin Ana Sponsoru Efes Pilsen derdimize deva oldu ve 2 kasa biramızı arabamızın bagajına atarak yola koyulduk…
Bolu’dan 14 km. uzaklıktaki Gölcük’e ulaştığımızda bir süpriz ile karşılaştık.. Biz Gölcüğü karlı bekliyorduk ama zerre kadar kar bulamadık.
Yerleştiğimiz mekana Boluspor bayrağımızı da asıp orayı iyice benimsedik…
Tabi mangal hazırlıklarına başladık yavaş yavaş.. İlk olarak olmazsa olmazlarımızı Türk usulü buzdolabına yerleştirip soğuk kalmalarını sağladık… Bu fikrin sahibi tabiki Tatanga olarak tanıdığımız aynı zamanda sitemizin değerli yazarlarından Turan abiydi…
Bu sırada İbrahim tek abimiz de mangal yakma çalışmalarına başlamıştı…
Çalışan emekçilerin yanısıra kaytaran ve içmeye erken başlayan arkadaşlar da vardır aramızda. Onları direk Allaha havale ettik…
Dedik ya artık geleneksel oldu bizim Gölcük mangal aktivitemiz.. Bu konuda profosyoneliz desek yalan olmaz.. Mekan göl kenarında olunca doğabilecek tehlikeleri de düşündük ve ne olur ne olmaz diyerek beraberimizde kendi öz cankurtaranlarımızı getirdik…
Gerçi hala karar veremedik hangisi orjinal, hangisi çakma cankurtaran ama en azından ikisi de yüzme biliyo diye içimiz rahattı..
Sucuklar nar gibi kızarırken bir yandan da mangalın eşsiz yandaşları domates, biber, soğan olayına el attık..
Kendisi biberleri kızartırken içine sevgisini de kattı. Bizde afiyetle yedik..
Sucukların yenilmesi sırasında çekilen fotoğraflarda, mangal partilerinde sıkça rastlanan “aç insanlar” modeli fotoğraflarımız baya bi bol olduğundan bu fotoğrafları yayınlamamayı uygun bulduk..
Bu fotoğraflara kendi aramızda doyasıya bakıyor ve gülüyoruz..
Tabi bide fotoğraflara bakıp bugün bizimle olmayan arkadaşlar diyecektir “Ulan sap sap mangala gitmişsiniz”… Ama hayır işte bu saplık sorununu ortadan kaldırmak için demirbaşımız biricik Ayşemizi de grubumuza dahil ettik…
Tabi ilerleyen saatlerde eşi Fatma ile gelen Selçuk ve oğlu Önder ile gelen Rafet abimiz de neşemize neşe kattılar…
Zaman ilerledikçe sucuklar ile beraber alkol tüketimi de hızlanmya başladı.. Tabiki fiziksel hareketlerimiz, davranışlarımız biraz değişiklik gösterdi yavaş yavaş… Bu esnada alkolün şişede durduğu gibi durmadığını bir kez daha anlamış olduk… Yanlış anlaşılmasın, Turan abinin hareketlerinin alkol ile hiçbir ilgisi yoktur. Bu onun doğal halidir. Geçmişte bir yudum içmediği halde “Siz alkol mü aldınız?” diye soru sorulduğuna bile şahit olduğum için ben kendisini yadırgamıtyorum. Turan abiyi biz yıllardır zaten böyle seviyoruz…
Grubumuzun en kendi halinde takılan ferdi Yusuf ise günün büyük kısmında aramızda yok gibiydi.. Hatta bir ara kendi başına sessizce aramızdan kayboldu. Kendi başına göl turu yaptığını gölün karşısında kendisini görünce farkettik… Yaptığımız sohbetlere de pek katılmayı tercih etmeyen Yusuf, arasıra kendi ilgi alanı olan konularda lafa girerek bizi şaşırttı…
Karnımızı doyurduk, içeceklerimizi içtik, muhabbetimizi ettik.. Sıra geleneksel Gölcük gezimizin klasiği göl turu’na geldi… Gölün etrafındaki 2 km.lik yürüyüş parkurunu eğlenceli bir yürüyüşle katetmeye başladık…
Kısa bir yürüyüş sonrasında Gölcük gölünün sembolü olan Orman İşletmeciliğine ait eve geldik…
Evin bekçisinin izniyle evin bahçesine girerek göl kenarında fotoğraf çekmeye devam ettik. İki canlı olduğu için bahçe kapısından girmekte zorlanan Fatma’ya eşi Selçuk yardımcı olarak bir fedakarlık örneği gösterdi, bizde bu romantik dakikalara şahit olduk…
Evin bahçesine geldiğimizde bir toplu fotoğraf krizi yaşandı.. Tam bu durumda fotoğraf makinelerinin zamanlayıcı özelliğini kullanarak teknolojinin nimetlerinden yararlandık…
Meşhur evden ayrıldığımızda göl turumuza devam ettik.. Evi karşıdan gördüğümüz esnada birkaç manzara fotoğrafı çekmeyi ihmal etmedik…
Bu sırada bizi günün büyük bölümünde kendinden mahrum bırakan büyük üstadımız Udi İsmail abimiz ile yaptığımız telefon görüşmesinde, kendisinin birkaç dakika içinde bize katılacağının haberini alarak sevinç
yumağı oluşturduk…
Her ne kadar eğleniyor gibi görünseler de Recep’in ortadan ikiye ayrılması an meselesiydi… Neyse ki Recebimizi tek parça olarak salıncaktan indirmeyi başardık…
Yürümeye devam ederken, ileride Gölcük’te çok fazla rastlayamayacağımız bir olay ile karşılaştık… Bir adam piknik masalarının üzerine çıkmış namaz kılıyordu…
Arkasından mı geçsek, önünden mi? Yürüsek mi, dursak mı? derken… Bu müslümanın yabancı biri olmadığını farkettik.. Büyük üstat Udi İsmail abi…
Bu sırada alkole başlayan İsmail abi gölün üzerinde yürüyeceğini idda ederek bizleri hayretler içerisinde bıraktı.. Tabiki alkol etkisini göstermiş, İsmail abimiz doğa üstü güçlerine kavuşmuştu…
Günün finalinde ateş başında son sohbetlerimizi yaparken, büyük üstad İsmail abimiz bize ufak bir konser verdi… Onun billur sesinden dinlediğimiz ezgiler bu güzel günümüze renk kattı…
Gün sonunda tekrar arabalara doluşup bir sonraki sene tekrar gelmek üzere Gölcük’ten ayrılıp Bolu’nun yolunu tuttuk…
Bugün beraber olduğumuz tüm dostlarımıza teşekkür eder, bir sonraki gezilerimizde tekrar bir arada olmayı dileriz… Ayrıca bugün aramızda olmak isteyipte olamayan tüm dostlarımızı da bundan sonraki gezilerimizde aramızda olmalarını temenni ederiz..
.
Caner ÇELİK






