Şile – Ağva Gezisi (21 Nisan 2007)

21 Nisan sabahı İstanbul’dan çıktık yola.. kaynaşma faslı uzun sürmedi.. İlk olarak Ağva’ya doğru hareket ettik.. Yol kenarındaki yapay şelaleyi görmeden geçmeyelim dedik.. Kısa bir fotoğraf molası ardından karınlarımız zil çalmaya başladı.. Yeşil Çay kenarındaki restoranımıza gidip karınlarımızı doyurduk.. Arta kalan ekmeklerimizi de balıklara atarak onları da besledik..

Yemeklerimizin ardından yeşilçay’da Tekne turuna başladık.. İki farklı tekneye ayrılmıştık ve her iki teknede de “biz daha çok eğleniyoruz” yarışı vardı.. Kimin daha çok eğlendiği belliydi de neyse :) tekkne turu sonrasında ağva çarşısına geldik.. herkes eşine dostuna burada hediyelik eşyalar aldı.. Tabiki kızları takıcılardan toplamak da biz erkeklere düştü.. Çarşı sonrasında ağva sahilinde çay keyfi yaptık.. Hoş sohbetler eşliğinde yudumladık çaylarımızı.. Bu sırada gizemle yaptığımız mimarlık abidesi “Kumdan Ağva Kalesi” büyük ilgi gördü :) Bizden sonra ne kadar ayakta kalmıştır tabiki merak konusu.. Ağva sahilinden ayrılıp otobüslerimize bindik ve geceyi geçireceğimiz Şile’ye doğru hareket ettik.. Otelimize geldiğimizde odalarımıza çıkıp akşam için hazırlanmaya başladık.. Çünkü akşam bizim için özel hazırlanmış bir canlı müzik organizasyonu vardı.. Bazı arkadaşlar (buna bende dahilim) odalarında fazla kalamayıp kendilerini Şile sahiline attı.. Burada güzel fotoğraflar çektik ve akşam yemeği öncesinde Sahilde ufak bir gezinti yaptık..

Akşam yemeğine indiğimizde bizi en sevdiğimiz yemeklerden oluşan güzel bir büfe bekliyordu.. Otel sahibi sevgili “Sırrı Bey” daha biz gelmeden sevdiğimiz yemekleri sormuştu ve hazırlıklar buna uygun şekilde yapılmıştı.. Sırrı beyin eşi sevgili yengemizin de ellerine sağlık güzel bir yemekti.. Aslında yemek sırasında yaptığımız eğlence yemeklerin lezzetinin de önüne geçti.. Kızlı erkekli dağıttık resmen :) Piyanist şantörümüz Barış’tan nağmeler ile coştuk bütün gece.. Yemek sonrası tabi gruptan kopmalar oluştu haliyle.. Mimarlarımız odalarına çıkıp eğlencelerine orada devam ettiler (ya da sızdılar bilemiyoruz :) ) Bir grup, sevgili kaptan burak abimizin arabasını işgal edip eğlenceye orada devam etti.. Hatta Aybars arkadaşımızla başlayan arabayı çalıştırma aktivitesi Emre ile devam edince arabanın istop ettiği kulağımıza gelen bilgiler arasında.. Bir grup ise lobi’de isimlerini hatırlıyamadığımız bir çiftle koyu bir sohbete dalıp sabahı karşıladılar.. En azından bizim bildiklerimiz hemen hemen bu kadar :) Gecenin olayı ise Tuğba’nın illa bizim odamızda yatmak istemesiydi.. Lobi’de uyuya kaldığında onu kendi odasına yatırdıysak bile 15 dk sonra “ben geldim” diyip kalkıp tekrar geldi yanımıza :) Herkes bilir tuğba miniğimizdir.. gece devam ederken Tuğba bizi bizim odada kalma konusunda ikna etti.. (odamız 3 ayrı odadan oluşan suit 1 odayı tuğbaya feda ettik) Tuğba’nın üstünü örtüp aşağıya indik ve sohbete devam.. En komiği de Tuğba’nın bizim odada kaldığını bilmeyen Burak abinin sabah Tuğbayı uyurken gördüğünde verdiği tepkiydi :)
Sabah olduğunda kahvaltıda buluştuk.. tabiki uyanamayanlar vardı.. Kahvaltının en komik anı ise Burak abinin elinde bira şişesiyle gelip “Bu kadar da olmaz ya fren pedalının altından çıkardım bunu” diyerek hepimizi koparmasıydı.. :) Sırrı beyinde izniyle otelimizden normalde çıkmamız gereken saatten daha geç çıktık.. İkinci gün ilk durağımız Şile Feneri’ydi.. Şile Feneri bildiğimiz gibi Türkiye’nin en büyük Feneridir.. Burada Şile Feneri müzesini de gezdik ve güzel bir hatıra fotoğrafı çektik.. Şile Feneri’nin ardından Heciz kalesi’ne gidip ufak bir mola verdik. Burada kimin başlattığını hala merak ettiğimiz “yurttan sesler korosu” şeklinde şarkılar söyleyip şilelilerin kulağının pasını sildik. Heciz kalesinden sonra Şile’nin meşhur ağlayan kayalarınıa gittik ve Ağlayan kayaların yakınında bir klip çekimine rastladık.. belki ileride meşhur olurlar da bizde onların klip çekimini izledik diye hava atarız diye yanlarına gidip bol bol fotoğraf çektik.. Grubun isminin “element” olduğuğunu öğrendiğimizde grubumuzun fırlaması Emre, “abiii kaçıncı element?” diye bağırarak klip çekimine renk kattı :) Öğle saatlerine geldiğimizde yine karnımız yavaş yavaş acıkmaya başladı.. Şile çarşısında erkekler öğle yemeği için alışveriş yaparken, kızlar ise meşhur şile bezi dükkanlarında vakit geçirdiler.. Kızlar toplanmayınca erkekler olarak gruplara ayrılıp bütün şile bezi dükkanlarından kızları zorla çıkardık :)

Öğle yemeğinde menümüz sucuk-ekmekti.. Piknik yapacağımız yere geldiğimizde mangallarımızı yakmaya başladık.. Piknik voleybolsuz olmaz tabiki.. Yediğimiz sucuk ekmekleri ise voleybol oynayarak erittik.. Saat akşama yaklaştığında geri dönüş için yola çıktık.. Otobüste fıkralar, şarkılar, türküler ardı ardına geldi.. Güldük, coştuk, eğlendik.. Güzel bir haftasonu geçirdik.. kahrımızı çeken “Şile Klas Otel”e.. otel sahibi sayın Sırı beye, yengemize ve kaptanımız sevgili Burak abimize sonsuz teşekkürler.. Turumuza katılan tüm arkadaşlarımıza ise bir sonraki turlarımızda görüşmek üzere sevgiler..

Yazan : Caner ÇELİK